HASTALIKLAR

KALÇA VE DİZ PROTEZLERİ İLE İLGİLİ en SIK SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI.

Soru  :  Protez ve endoprotez ne demektir ?

Cevap : Eksik olan  bir organın görevini üstlenen cihaza ‘protez’ denir. Takma bacak, takma diş en bilinen örnek olarak sayılabilir. Endoprotez ise  genellikle, bozulan  eklemlerin görevini üstlenen ve ameliyatla konulan protezlere verilen isimdir.

Soru : Ortopedi de en sık kullanılan protezler hangileridir ?

Cevap : Ensık kullanılan eklem protezleri kalça diz eklemi protezleridir. Bunun yanında omuz, dirsek, el bileği, parmak eklemleri, ayak bileği eklemi ve omurgada disk protezleri sayılabilir.

Total ve parsiyel eklem protezi ne demektir ?

Cevap : Eklemi oluşturan kemiklerin eklem yüzlerinin tümünün değiştirildiği protezlere ‘total eklem protezi’, bir kısmının değiştirildiği protezlere ise ‘parsiyel -kısmi- eklem protezi ‘ adı verilir.

Soru : Endoprotezler hangi malzemelerden yapılır ?

Ensık kullanılan materyaller paslanmaz çeliğin bir türevi olan ‘implant çeliği ‘ ve ‘yüksek dansiteli polietilendir’ . Son yıllarda özellikle eklemin sürtünme yüzeylerinde metal veya seramik yüzeylerde kullanılmaktadır.

Cevap : Kemik çimentosu ve Çimentosuz protez nedir ?

Protezlerin metal kısımlarını kemiğe tutunmasına yardımcı olan maddeye kemik çimentosu adı verilir. Çimentosuz protez ise yüzeyi kemikle kaynaşmasını sağlayacak özel madde ile kaplanmış protezlere verilen isimdir. Bu protezlerin uygulanmasında çimento kullanılmaz.

Soru : Endoprotez uygulanmasında yaş sınırı varmıdır ?

Cevap : Genellikle büyümesi devam eden gelişme çağındaki çocuklarda protez uygulaması yapılmaz. Ancak çocukluk çağı romatizmal hastalıklarında eklemlerde oluşan bozukluklar sonucu aktivitesi çok kısıtlanan çocuklarda , büyüme çağının tamamlanmasına yakın bu protezleri yapmak zorunda kaldığımız ve iyi sonuçlar aldığımız hastalarımız da vardır.

Bunun dışında tıbbi olarak her yaşta protez uygulaması yapılabilir. Ancak protez ameliyatları hastanın eklemle ilgili şikayetlerini azaltmak veya ortadan kaldırmak için yapılabilecek ne varsa yapıldıktan sonra , sonuç alınamaz ise uygulanmalıdır. Unutmayın protez ameliyatı son çaredir ve uygun yapıldığı takdirde hastanın yaşamını olumlu yönde değiştiren çok seçkin cerrahi tedavidir.

 

SKOLYOZ NEDİR ?

 

Omurganın ön arka plandaki eğriliğine skolyoz denir. Skolyoz hastalığı iki ana grupta incelenir

  • Nedeni bilinen skolyoz hastalığı
  • Nedeni bilinmeyen skolyoz hastalığı (İdiopatik Skolyoz)
  • Nedeni bilinen skolyoz hastalığı omurgayı ve içinde barındırdığı omurliği ilgilendiren ve ne olduğu bilinen bir hastalık sonucu her yaşta oluşabilir. (Omurgayı ilgilendiren tümörler, enfeksiyonlar, omurga kireçlenmesi , romatizmal hastalıklar veya omur cisimlerinin doğuştan şekil bozuklukları –Kongenital skolyoz- vs. gibi)
  • Nedeni bilinmeyen (idiopatik) skolyoz ise en sık görülen skolyoz şeklidir. Gelişme çağında başlar . Başlama yaşına göre üç ana grupta toplanır.
    • İnfantil idiopatik skolyoz. 0-3 yaş arasında başlayan skolyoza verilen isimdir.
      Hastaların % 75 – 80 ninde kısa sürede düzelir ancak % 20 sinde hızlı ilerler
      ve erken yaşta ciddi deformiteye yol açar.
    • Jüvenil idiopatik skolyoz 3 – 10 yaş arasında başlar. Daha çok kız çocuklarında
      görülür. Genellikle ameliyatla tedavi gerektirir.
    • Adolesan idiopatik skolyoz 10 yaşında sonra başlar kız erkek oranı birbirine
      yakındır. Konservatif (ameliyatsız tedavi) tedaviye en iyi cevap veren bu gruptaki hastalardır.

Nasıl ölçülür ?

 

Normal omurgada ön -arka planda eğrilik yoktur (0 derece).  Eğrilik Cobb açısı denilen ve
eğriliğin başladığı ve bittiği omur cisimleri tespit edildikten sonra bu omurlar arasındaki açı
ölçülerek yapılır. Tespit yanlış yapılırsa ölçümde yanlış olur.

 

Açı neden önemlidir ?

 

Hastalığın ilerlemesi ve tedavi planlaması bu açı değerlendirilerek yapılır.

 

İdiopatik Skolyoz tedavisi nasıl yapılır ?

 

Tedavide hekimin elinde konservatif (ameliyatsız) ve cerrahi olarak iki yöntem vardır.

 

Konservatif tedavide amaç iskelet büyümesi sona erdiğinde eğriliğin 30 derece civarında

tutulmasının sağlanmasıdır. Zira iskelet büyümesi sona erdiğinde 30 derece civarında olan eğriliklerde yaş ilerledikçe artma olmaz. Konservatif tedavi korse ile yapılır. Başka hiçbir

yöntem ilerlemeyi durdurmaz.

 

Cerrahi tedavi

 

Konservatif tedavi ile durdurulamayan veya hekime müracaatlarında Cobb açısı yüksek
eğriliklerde uygulanır. Ameliyat tercihan puberteden sonra yapılır. Birçok hastada tama
yakın düzelme sağlanır.

 

İdiopatik skolyoz hakkında yanlış bilinenler
1-     Ağır çanta taşımak, yanlış oturmak , bilgisayar kullanmak vs gibi şeyler
KESİNLİKLE İDİOPATİK SKOLYOZ NEDENİ DEĞİLDİ

2-     İdiopatik Skolyoz çocuklarda sırt ağrısına neden OLMAZ

3-     İdiopatik skolyozun ameliyatsız tedavisinde yalnızca UYGUN YAPILMIŞ KORSE
YARARLIDIR. Eksersiz, asimetrik germe eksersizleri, yüzme , barfiks (Asma) gibi yöntemlerle
SKOLYOZUN İLERLEMESİNİ DURDURMAK VEYA GERİLETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR.
Ancak bunlar korse kullanımı esnasında zayıflayan kasları güçlendirmek için kullanılabilir.

4-   İskelet büyümesi sona erdikten sonra KORSENİN TEDAVİ ETKİSİ YOKTUR.

 

—————————————————————————————–

 

 

EKLEM KİREÇLENMELERİ VE PROTEZLER

 

Halk dilinde ‘kireçlenme’, tıp dilinde ise ‘artroz veya osteartrit’ denilen hastalık, eklem
kıkırdağının herhangi bir nedenle kaybolması ile ortaya çıkar.

Eklem kıkırdağı içinde sinir dokusu bulunmadığından eklem kıkırdağı sağlam olan sağlıklı bir
insan yürürken, koşarken atlayıp zıplarken hiç ağrı hissetmez. Eklem kıkırdağı kaybolduğu
zaman altından içinde sinir dokusu bulunan kemik dokusu meydana çıkar ve yürüme, koşma
atlama zıplama esnasında eklemi oluşturan kemiklerin birbirine sürtmesi sonucu şiddetli ağrı
gelişir.

Hastalığın başlangıç dönemlerinde kıkırdak tahribatı fazla olmadığı için hastanın ağrısı uzun
süren aktvitelerden sonra başlar, zamanla  eklem kıkırdağındaki tahribat arttıkça ağrı artar.
Eklem hareketleri  zamanla kısıtlanır ve deformite gelişir.

Kireçlenme en sık ağırlık taşıyan diz ve kalça eklemlerinde olur. En önemli nedeni ise aşırı
kilodur. Bunun yanında eklemi bozan kırıklar, romatizmal hastalıklar, eklem içi kanamalar vs.
gibi birçok neden artroz neden olur.

 

TEDAVİ

 

Hastalığın ana nedeni olan kalbolan eklem kıkırdağının yenilenebilmesi için bugün elimizde
etkili hiçbir tedavi yöntemi yoktur. Kıkırdak nakli, ağızdan alınan birtakım ilaçlar, eklem içi
enjeksiyonlar bir umut olsada bugün için fazlaca bir tedavi değeri yoktur.

Hastalığın başlangıç döneminde fizik tedavi ve ağrı kesici ilaçlar ağrıyı geçirsede hastalığın ilerlemesini engelleyemez.

İlerlemiş vakalarda en seçkin tedavi yöntemi  eklem protezleridir.

Bugün en yaygın olarak uygulanan eklem protezleri, kalça ve diz eklemi protezleridir.

İlk total eklem protezleri 1960 lı yıllarda uygulanmaya başlamış ülkemizde ise 1970 li yılların
başlarında yapılmaya başlamıştır. 1979 yılında uzman olduğum tarihten bugüne kadar çok
sayıda total kalça ve diz protezi ameliyatı yaptım. Son yıllarda protez tekniği ve malzemelrindeki gelişmeler protezlerin dayanma süresini çok uzatmış ve revizyon dediğimiz değiştirme
ameliyatlarına gereksinimde çok azalmıştır. Eskiden kullanılan ve bugün sadece kemik
erimesi fazla olan hastalarda kullandığımız, protezin kemiğe tutunmasını sağlayan ve ‘kemik çimentosu’ dediğimiz madde çok az kullanılmakta ve dolayısı ile buna bağlı sorunlar ortadan kalkmaktadır.

Başarılı bir protez ameliyatı için uygun protez ve hastane seçimi kadar ameliyatın tecrübeli
bir cerrah tarafındanda yapılması çok önemlidir.

 

——————————————————————————————-

 

OMURGANIN KIRIK, ÇIKIK VE KIRIKLI ÇIKIKLARI

 

Omurganın travmatik lezyonları çeşitli derecede norolojik komplikasyonlara da yol açabilen ciddi yaralanmalardır. Omurga kırıkları büyük çoğunlukla, trafik kazaları, yüksekten düşme, göçük altında kalma, silah yaralanmaları gibi nedenlerle oluşur.

.

MUAYENE

 

Omurga yaralanması düşünülen hastanın klinik muayenesi çok önemlidir. Şuur açıksa dikkatli bir anamnez alarak kaza şekli, omurga çevresinde ağrı, his kusuru ve hareket bozukluğu olup olmadığı araştırılmalıdır. Bilinci kapalı hastalarda hastanın pozisyonu, vücudundaki yaralar gözlemlenmeli ve omurga çevresindeki hematomlar gözlemlenmeli alkollü olup olmadığı araştırılmalıdır. Alkol intoksikasyonu ile kafa travmasının karıştırılabileceği unutulmamalıdır.

.

 

Omurga Kırıklarında Radyolojik Muayene

 

Gelişen radyolojik muayene metodlarına rağmen direk filmlerle de yaralanma hakkında çok değerli bilgiler elde edilebilir. Omurga yaralanması düşünülen hastada mutlaka radyolojik muayene yapılmalıdır. Çekilecek filmlerde lezyon sahası mutlaka görülmeli, daima AP-Lateral, oblik grafiler alınmalı ve film kalitesi iyi olmalıdır. Çoğu zaman acil şartlarda çekilen filmler kalitesiz olduğundan omurga kırıkları görülememektedir. İleri inceleme gereken olgularda BT-MRI, myelografik incelemeler yapılabilir. Özellikle BT ve MRI incelemelerinde yumuşak dokular da görüldüğünden medulla spinalis hakkında bilgi edinilebilir.

 

SERVİKAL OMURGA KIRIKLARI

 

Yedi omurdan meydana gelen servikal bölge omurganın en hareketli bölgesidir. Bu nedenle de yaralanma olasılığı çok yüksektir. Servikal bölge yaralanmaları büyük ölçüde yumuşak doku yaralanmalarıdır.

 

SERVİKAL OMURGA YARALANMALARINDA GENEL TEDAVİ PRENSİPLERİ

 

Nörolojik defisiti olmayan stabil kırıklarda çoğu zaman konservatif tedavi uygulanır. Konservatif tedavide gaye lezyonun iyileşme süresi içinde servikal bölgeyi istenen pozisyonda hareketsiz tutmaktan ibarettir. Bunun için:

 

  • Traksiyon aygıtları (Garner-Wels, Crutchfield vb)
  • Halo ceketi
  • Sert yakalıklar (SAMİ Brace, Philladelphia Brace vs.) kullanılır.

 

Cerrahi tedavi:

 

Servikal omurga kırıklarının cerrahi tedavisi çoğunlukla instabil kırıklarda uygulanır. Cerrahi tedavi anterior, posterior veya kombine girişimlerle uygulanır. Stabilizasyon için çok çeşitli materyal tarif edilmiştir.

 

 

TORAKOLOMBER BÖLGE KIRIKLARI

 

Bu bölgenin yaralanmaları servikal bölge yaralanmalarından sonra ikinci sırayı alır. Omurganın stabil bölümünün yer aldığı torakal bölge ile hareketli segmentlerin yer aldığı lomber gölge arasında kırıklara daha sık rastlanır. M.S. genellikle L-1 de sonlanır ve bu seviyeden sonra filum termiale yer alır. Yine meduller kanalın çapı torakal bölgeden lomber bölgeye doğru genişler. Bu nedenle meydana gelen nörolojik hasar servikal bölge kırıklarına göre daha az olur.

 

Tedavi:

 

Torakolomber omurga kırıklarının tedavisinde aşağıdaki noktalara dikkat etmek gerekir.

 

– Ağrısız, dengeli, stabil bir omurga sağlamak ve hastayı mümkün olduğu kadar kısa sürede aktif hayata döndürmek.

– Optimal nörolojik iyileşmeyi ve fonksiyonları elde etmek.

– Travma komplikasyonlarını azaltmak, nörolojik komplikasyon gelişmişse fiziksel ve ruhsal stabilizasyonu sağlamak.

Kullanılacak tedavi yönteminin seçimi için yeterli klinik ve radyolojik muayene yapılmalıdır. İnstabil kırıklarda seçilecek tedavi yöntemi cerrahidir. Stabil kırıklarda ise konservatif tedavi uygulanabilir. Ancak ilerde kronik instabiliteye yol açabilecek stabil kırıklarda ise yöntem cerrahidir.

MS de nörolojik hasar varsa cerrahi yöntem seçilmelidir. Nörolojik iyileşme umudu olmayan MS yaralanmalarında da cerrahi metodlarla stabilizasyon tavsiye edilir. Zira stabilizasyon (internal) sonrası hastanın rehabilitasyonu çok kolay olur. Bu tip hastalarda dış tespit yöntemlerinin (alçı, korse gibi) kullanılması sakıncalıdır. Lezyon seviyesinin altında his kusuru da olduğundan dış tespit materyalleri kolaylıkla dekubitus ülserlerinin açılmasına neden olur.

 

Konservatif tedavi:

 

Omurganın minor kırıklarında, nörolojik bozukluğu olmayan stabil omurga kırıklarında uygulanabilir. Konservatif tedavi yöntemleri yatak istirahati, alçı korseler ve brace uygulamalarından ibarettir. Genellikle hastanın genel durumuna bağlı olmak üzere bir veya iki haftalık kesin yatak istirahatinden sonra alçı korseler veya uygun brace verilerek hastalar ayağa kaldırılıp mobilize edilebilir.

 

Cerrahi tedavi:

 

Cerrahi tedavide amaç kırığı stabil hale getirmek MS e bası yapan kemik ve yumuşak doku fragmanlarını uzaklaştırarak MS serbestleştirmektir. Torakolomber omurga kırıklarında MS bası yapan fragmanlar genellikle anterior kısımdadır. Bu nedenle anterior girişimle cerrahi tedavi yapılmalıdır. Bu tip olgularda laminektomi denilen ve MS posteriordan serbestleştirmeye yönelik ameliyatların hiçbir faydası olmadığı gibi zararı vardır. Zira anteriordan oluşan bası ön ve orta kolonları etkilemiş ve sadece posterior kolon sağlam kalmıştır. Posterior kolon da laminektomi yapılarak bozulduğu zaman stabilitenin daha da bozulacağı aşikardır. Laminektomi sadece laminanın da kırılıp MS bası yaptığı olgularda yapılmalıdır. Laminektomi yapılırken faset eklemlerinin korunması ileride kronik instabilite gelişmesini önlemek açısından önemlidir.

Hastanın erken dönemde mobilize olmasını ve dış bir tespite gerek kalmamasını sağlamak için çoğu zaman internal tespit uygulaması tercih edilir. İnternal tespit mateyallerini başlıca anterordan kullanılan ve posteriordan kullanılan materyaller olarak ikiye ayırmak gerekir. Posterior internal tespit uygulaması laminalar, pediküller ve transvers çıkıntılar kullanırlar, anteriordan ise corpus vertebralar kullanılarak uygulanır. Kalıcı nörolojik bozukluğu olan hastalarda da daha önce belirttiğimiz gibi stabilizasyonu sağlayarak erken mobilizasyona imkan sağlamak için cerrahi tedavi ile internal tespite gerek vardır.

Bu hastalarda yatak yarası da denilen dekubitüs ülserlerinin açılmaması için erken dönemde gerekli tedbirleri almak, miksiyon ve defakasyon için gerekli rehabilitasyon çalışmalarına başlamak tekerlekli sandalye kullanmasını öğretmek ve gerekli psikolojik tedaviyi yapmak gereklidir..